Mobil sektörde açık uygulama geliştirme arayüzleri – I

“Hızlı ve kolay bir şekilde kaydımı tamamladıktan hemen sonra bana gelen e-postadaki bağlantıya tıkladığımda açılan sayfada gördüklerime inanmam gerçekten güç oldu. Hızlıca bir şekilde dökümanlara göz gezdirirken aklıma gelen farklı katma değerli hizmet kurgularını bir kenara not ettim, biraz düşündükten sonra bir tanesini seçtim ve ufak bir demo çalışması yapmaya başladım. Herhalde uzun zamandır ilk defa benim için uykusuz geçen bir gece bu kadar keyifli bir hal almıştı. Sabahın ilk ışıkları ile beraber bir gözüm elimdeki telefonda bir gözüm ise bilgisayar ekranında kendimi gülümserken buldum. Kullanıcıların konumuna bağlı olarak onlara ücretli veya ücretsiz farklı içerikler ve bilgiler sunan uygulamamın demosu bitmişti ve çalışıyordu.”

Eğer kendinizi yaratıcılığınızın ve çalışma hayatı heyecanınızın en doruk noktası olduğunuz zamanlarda hissediyorsanız yukarıdaki kısa hikayenin gerçekten yaşanabilir olması sizin için de en az benim kadar önemlidir diye tahmin ediyorum. Hangimiz zamanımızı iş fikrimizi ilgili kişilerin kafasında canlandırmak, somutlaştırmak için harcamak yerine o fikri gerçekleştirmeye ayırabilmenin, zorlu ön koşullar ve bürokrasi olmadan mobil hizmetler dünyasının türlü araçlarından faydalanabilmek ve bu araçların sayısız kombinasyonu ile insan hayatını kolaylaştırmaya yönelik ürünleri hızlıca yaratabilmek istemeyiz ki?

Kısa bir süre için iş ortağı şapkasını yanımıza koyup operatör şapkası takalım ve bir ürünün fikir aşamasından somut hale gelene kadar ne kadar iş gücü yatırımı yaptığımızı hesaplayalım. Fikri anlamak için yaptığımız toplantılar, ürünün gelişme süreci boyunca süreç takibi ve bu sürecin zamanında sona ermesi için yazılan e-postalar, yapılan tartışmalar. Hangimiz bir iş fikri üzerine konuşurken onun bitmiş, hazır, somut halini elimizde tutmayı istemeyiz ki?

Her iki şapkamızla da yaptığımız tespitleri bu noktada özetlemek gerekirse şöyle bir cümle kullanabiliriz: Ürün yaratıcısının, üzerinde ürün yaratılacak ortama ve araçlara erişimini zorlaştırmak kısa vadede bir seçicilik yöntemi gibi görünse de uzun vadede ilgili tüm taraflara ciddi bir motivasyon ve potansiyel kaybı olarak geri dönmektedir. Büyümeye devam eden pazarlarda bu kayıp göz ardı edilebilir olsa da doyum noktasına yaklaşıldıkça her ticari işletme gibi mobil ağ operatörleri de yeni gelir kaynakları arayışlarına girmek zorunda kalmaktadır.

Bu potansiyel kaybının sadece ülkemize ve sadece faaliyet gösterdiğimiz bu sektöre özel olmaması,  içinde alt yapı sahibi, ürün geliştirici, ekosistem gibi kavramları barındıran tüm iş alanlarının temel sorunlarından biri olması sorunun çözümü anlamında işimizi oldukça kolaylaştırmaktadır.  Son 10 senedir inanılmaz bir hızla gelişen Internet alanında da benzer sıkıntılar yakın zamanda yaşanmış, Facebook, MySpace, Google gibi dev şirketlerin öncü ve cesur çalışmaları bize içinde bulunduğumuz tünelin sonunda ışık olduğunu göstermiştir. Mobil cihaz sektörü de Internet dünyasının adımlarını takip etmektedir. Apple’ın öncülüğünde, Nokia, Samsung gibi şirketler son bir kaç sene içinde yeni arayışlarının sonucu olarak ciddi stratejik hamleler yapmıştır, bize düşen ise bu stratejileri kendi sektörümüze uyarlamaktır.

Gelin son iki sene içinde yaşananlara kısaca bir göz atalım
  • Mobil ağ operatörleri geniş kapsama alanı hedefli baz istasyonu kurulumları ve baz mobil ağ bileşenleri için yaptıkları 1. aşama yatırımları sonrasında  iletişim alanındaki teknolojik gelişmelere istinaden 2. aşama yatırımlarını yapmak zorunda kalmaktadır.
  • Bir üst maddedeki duruma karşın veri tabanlı hizmet gelir potansiyelleri ses taşıma ve mesajlaşma gelirleri kadar yüksek değildir. Veri tabanlı hizmetlerde gelirin büyük payı içerik ve servis sahiplerine kaymaktadır. Bu durum operatörleri yatırımlarını karşılama konusunda endişeli bir bekleyiş içine sokmakta ve yeni akıllı alt yapı(smart-pipe*) stratejileri geliştirmeye zorlamaktadır.
  • Internet ve mobil cihaz üreticileri, yeni nesil mobil hizmetler değer zincirinde yer edinmeye yönelik stratejiler geliştirmektedir.
  • Apple AppStore, Nokia Ovi, Facebook Platform, OpenSocial gibi platform uygulamaları ile birlikte “Bir hizmet olarak ağ (Network as a service)” ve “Bir hizmet olarak platform (Platform as a service)” kavramlarını ortaya çıkmıştır. Platformların üzerinde barındırdığı, 3. oyuncular tarafından üretilen katma değerli ürünler platform değeri üzerinde ciddi etki sahibi olmuştur.

Yukarıda belirtilen gelişmeler bazı mobil ağ operatörlerini de harekete geçirmiştir. Bu operatörler kendi uygulama satış platformlarını ve altyapı erişim arayüzlerini üreticilerin kullanımına açarak yeni gelir akışları yaratmıştır. Bu çalışmalar arasında en öne çıkanlar Telenor ve Orange’a ait çalışmalardır. Her iki operatör de yazılım geliştiricilere özel aşağıdaki platformları kurmuşlardır.

Ülkemizde de Turkcell’in bu konuda çalışmaları olmuş hatta yurtdışındaki rakiplerine benzer bir strateji doğrultusunda yazılım geliştiricileri buluşturacak bir platformun kurulumu için gerekli ilk adımlar atılmıştır.

Ülkemizde bu konudaki gelişmelere ve de yazılım geliştiriciler olarak fırsatlarımıza da bir sonraki yazımda değinmeye çalışacağım.

Sevgilerimle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir